Önümüzdeki yıllarda, Türkiye enerji sisteminde başta rüzgâr ve güneş olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının hızla artacağı öngörülüyor. Son yıllarda dünya genelinde elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin kurulu gücünde büyük bir artış gerçekleşti ve 2017 yılında Türkiye’de rekor büyüme kaydedildi. Yenilenebilir elektrik üretim teknolojilerinin kapasite artışında önemli bir hızlanma yaşanması beklenen bu dönemde, rüzgâr ve güneş enerjisinin artan paylarının Türkiye’nin elektrik sistemini nasıl etkileyeceğinin daha iyi anlaşılması gerekiyor.

Bu çalışmadaki analizler; yenilenebilir enerji konusunda öncelikli alanların belirlenmesi, enerji planlamacılarının, sistem operatörünün, yetkili makamların ve piyasa oyuncularının yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki artan payı nedeniyle ihtiyaç duyulacak iletim şebekesi yatırımları konusunda bilgilendirilmesi ve yenilenebilir enerji sistemlerinin Türkiye şebekesine entegrasyonuna yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirildi. Türkiye’de benzer bir örneği bulunmayan bu çalışmanın, ulusal ölçekte düşük karbonlu elektrik sistemine geçiş konusundaki değerlendirmelere katkı sağlaması amaçlandı. Çalışma, dünyadaki en hızlı büyüyen ekonomilerden Türkiye’nin, artan elektrik talebini, sistem güvenliğini tehdit etmeyecek şekilde yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla karşılayabilmesinin yollarını araştırıyor.

Teknoloji maliyetleri düşme eğiliminde olan rüzgâr ve güneş  enerjisinden elektrik üretimi tüm dünyada kaçınılmaz bir şekilde hızlandı. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen analizler, 2026 yılında Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin %20’sinin -mevcut iletim sistemi planlamasına ek bir maliyet oluşturmadan- rüzgâr ve güneş enerjisinden karşılanabileceğini gösteriyor. Çalışmada hedef olarak belirlenen 2026 yılında, Baz Senaryo’da toplam rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu gücünün 20 GW olacağı varsayılarak hesaplanan iletim sistemi yatırım ihtiyacının (400 kV ve 154 kV iletim hattı ve trafo merkezleri), toplam rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu gücünün iki katına, yani 40 GW seviyesine çıkarılması durumunda değişmediği gözlendi. Rüzgâr ve güneş kurulu gücünün 40 GW olduğu durumda gereken toplam iletim şebekesi yatırım ihtiyacının, Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin (TEİAŞ) hazırladığı On Yıllık Şebeke Gelişim Planı’nda öngörülen miktarla hemen hemen aynı seviyede olduğu durumda, yıllık toplam YAL/YAT (yük alma/yük atma) talimatlarındaki artış göz ardı edilebiliyor. Belirtilen ek yenilenebilir kapasite, rüzgâr hızı ve güneş ışıması göz önüne alınarak trafo yüklenmeleri bazında daha geniş alanlara dağıtılırsa, yenilenebilir enerjinin şebekeye entegrasyonundan elde edilecek artı değer önemli ölçüde artıyor.